5 Haziran 2011 Pazar

Dönemsel muhabbetler...

Sınav dönemi sınav, seçim dönemi seçim... Her zaman dönemine göre muhabbetler içerisine giriyoruz. Aslında bu olması gerekmiş gibi görünse de, biz bu konuyu çok abartıyoruz ve o dönemlerde gözümüz başka hiçbirşeyi görmüyor. Tek bir konuya odaklanıyoruz. Belki de benim için hem finaller hem genel seçim aynı zamana denk geldiği için benim bu kadar dikkatimi çekti bilmiyorum ama biz bu işi gerçekten çok abarttık.

Sınavlara çalışmak dışında hiçbirşeye bakmayan arkadaşlarım var bu günlerde. Varsa yoksa sadece sınav düşünüyorlar ve ağızlarından çıkan tek şey sınav. Ama farkında değiller ki çevresindekileri çok kırmaktalar. Sınav tamam önemli ama iyi günümde kötü günümde yanımda olduklarını söyleyen arkadaşları neden sınav döneminde hiç göremiyorum.

Seçimler için de durum aynı. Akşam ana haber bültenlerini izliyoruz ve tek konu seçim. Sanki Türkiye'de başka hiçbirşey olmuyormuş gibi... Aslında çok şey oluyor ama siyaset haberlerinden, seçim haberlerinden onlara sıra gelmiyor ki seçim haberlerinin de bir mantığı yok son zamanlarda. O lider diğer lidere ne demiş, ne cevap vermiş. Türkiye'nin tek derdi bu mu yani...

Biraz gerçek hayatta neler olup bittiğine bakmalıyız bence bu günlerde...

29 Mayıs 2011 Pazar

Sıkıldım Belki de...

Can sıkıntısıyla başbaşa sessizce oturmak, hissetmek kendini eşsiz bir şekilde. Sadece kendini dinlemek başka kimseyi değil.

Heyecan ne çabuk da kendisini can sıkıntısına bıraktı, yoksa heyecan can sıkıntısının üstünü sadece örtmüş müydü???

Can sıkıntım ne zaman geçecek, ne zaman ferah bi nefes alıcam bu hayatta???

Aldığım nefeste mentol tazeliğini hissetmek istiyorum artık, sanki olips mentollünün ortasındaki delikten içime hava çekmiş te içimi ferahlatmış gibi....

Ama keşke bu ferahlamayı daha uzun hissedebilsem
KEŞKE KEŞKE KEŞKE

Yeni bir heyecana ihtiyacım yok, neden heyecan peşinde koşuyorum ben böylesine???

6 Mayıs 2011 Cuma

Uykusuz bir gece daha...

Çok uyumaya başladığım bir dönemin ardından uykusuz geceler kuşağına bu geceyi de ekledim... Yine uykum yok ama sabah saat 9 da laboratuvar dersim var. Öyle bir anda uykuya dalmalıyım ki sabah derse gidebileyim.

Şimdi siyaset meydanı var. Onu izliycem ve bitince uyuyacam. Siyaset meydanı demişken 12 Haziranda genel seçimler var bugün 6 mayıs, aynı zamanda hıdrellez, ama herkes seçim konuşmaya başladı bile çoktan... Hiçbirşeyin değişmeyeceğini bile bile neden bu kadar konuşuluyo ki siyaset.

Hükümet satıyo diyolar, rakiplerinden hangisi satmaz ki? Hükümet kendi adamlarını işe alıyor diyolar, rakiplerinden hangisi başa geldiğinde kendi adamlarına hayır diyebilecek?

Ben bu siyaset olayına dışarıdan tarafsız bakıyorum ve hiçbir partinin daha iyisini yapabileceğine inanmıyorum. O yüzden bu seçimlerde boş oy kullanacaklardan biriyim belki de...

Geçen gün arkadaş ortamında otururken bir muhabbet vardı, işte hükümet kendi yandaşlarına kolaylık sağlıyo diyodu herkes. Konu kapandıktan bi 5 dk sonra az önceki muhabbeti başlatan arkadaşıma bir soru sordum. "Düşün ki sen ileride başbakan oldun, ve benim bir şirketim var. Benim bazı ihtiyaçlarım olsa bana yardımcı olur musun, ihalelere girmemi sağlarmısın?" dedim şaka yollu. Gelen cevap; "Sen iste seni bakan yapayım, koskoca başbakan olmuşum bi ihaleyi mi çok görücem." dedi. O anda dedim ki "Seninle aynı fikirde olan kişilere neden hakaret edip küfür ediyosun?" Yani biz sadece konuşmayı biliyoruz. En yakın arkadaşım bile yandaşçılık yapıyor, kim yapmaz ki?

İşte ben bu yüzden tamamiyle komik bakıyorum siyaset olayına... İleride gerçek bir siyaset olucak mı acaba, hep birlikte görücez...

27 Nisan 2011 Çarşamba

Yağmur ne güzel yağıyor....

Rıhtımsız kumsallar gibi...

Baş ağrısını karanlıkta yağan yağmuru balkonda izliyerek yenmek muhteşem birşeymiş..... Çok uzak soğuk şehirlerdekilere şarkılar söylemek yağan yağmuru izleye izleye.....

19 Nisan 2011 Salı

Sürat felaket, dikkat yaşamdır...

Sürat felaket, dikkat yaşamdır... Radarı görünce yavaşlamak sadece kendini kandırmaktır...
Trafik kurallarından değil, hayattan bahsediyorum... Radarın ne olduğunu anladınız ;) Sizi ve yaşamayı çok seviyorum...

Sırlar...

Sonsuzdaki sır bizimle kalmalı... Gereksiz insanlarla dolu bu dünyada gerekli olanı tanımak ayrı bir maharet. Gereksiz insanlar saklıyor aslında tüm "SIR"rı yaptıkları saçma sapan hareketlerle...
Geçmişteki sır ise artık gün yüzüne çıkmalı... Gereksiz insanlar çekilmeli dünya üzerinden, biz bize kalmalıyız GERÇEKTEN İNSAN OLAN İNSANLARLA...


Blog sayfamı yeni açmama rağmen ilk yorumumu bugün Markalaşmak isimli yazıma aldım. Gelen yorum o kadar saçma sapandı ki silmek zorunda kaldım. Çünkü yorumu yapan kişi yazıdan hiçbirşey anlamamış. Beni okurken Sabancı gibi bişey olmamı beklemiş heralde. Ben daha bir üniversite öğrencisiyim. Markalaşmak dediğimde bir holding markasından değil bir kişinin marka oluşuna başlamaktan bahsediyoruz. Benim hedeflerim var diyorum sadece, belki gerçekleştirim belki gerçekleştiremem, ama bir hedefim var...


O kadar çok gereksiz insan var ki bu dünyada (ki ben asla gerekliyim demiyorum = takdir sizin) bir insanı doğru düzgün tanımadan onun hakkında çok rahatça gelişigüzel yorum yapabiliyorlar. Sen daha 2 yazısını okuduğun ve bir web sitesine baktığın bir kişi hakkında bu kadar rahat yorum yapabiliyorsun???


Neyse bu gün yazmak istediğimle bu yorum bu kadar bağlantılı olunca değinmek istedim...


Sırlar hayatımızın olmazsa olmazı... Herkesin hayatı ayrı bir sır, yaşamak bambaşka bir sır, peki bizi sonsuzda bekleyen nedir, bu da bir sır... Sırlarla dolu bir alemde yaşıyoruz bilmem farkında mısınız? Ama bu sırlar da olmasaydı bu dünyanın tadı çıkmazdı. Bunca sır nasıl böyle gün yüzüne çıkmadan saklanabiliyor diyorsanız da cevabı yazının girişinde bahsettiğim gereksiz insanlarda saklı. Hayatımızın her köşesinde olan o gereksiz insanların çokluğu ile saklayabiliyoruz biz bunca sırrı.


Sırlar uzun süredir dikkatimi çeken bir konu, bu konuda da okumaya, araştırmaya devam ediyorum. Ama en çok merak ettiğim sonsuzdaki sır nedir? Biliyorum herkes sonsuzla ilgili az çok bir şey düşünüyor, bir çok şey biliyor. Ama ben bunların doğruluğuna inanmıyorum. Sonsuzda bizi bekleyen sır bu kadar basit olmamalı. Ama bizim sırra ulaşmamız için de beklemekten başka şansımız yok.


Bu konuya ara ara değineceğim, yeni öğrendiğim ve birden fazla kaynakla doğruluğunu desteklediğim sırları da burada paylaşmayı planlıyorum.


Sizlerden tek ricam yazdıklarım hakkında saçma sapan yorumlar yapacağınıza hiç yorum yapmayın...

15 Nisan 2011 Cuma

Yazı yazmak...

Bişeyler yazmak, içini dökmek, içini rahatlatmak...

Yazmak uzun süredir düşündüğüm birşey ama fakat bir türlü başlayamadım. İçimde, beynimde çok şey var... En iyisi bunu yazmak, birşeyler yazarak beynimdekileri insanlara anlatmak, beynimi rahatlatmak...

Aklıma geldikçe yazmaya çalışıcam burada ve beğendiğim yazılarımı başka platformlarda da paylaşıcam...

Güzel şeyler olucak buna inanıyorum...

Merhaba Blog'um

Dün hızlı bir karar verdim kendime blog açmaya ve bugün yayındayım...