16 Ağustos 2013 Cuma

Cactus Restorant (Tatlısu / Bandırma / Balıkesir)



Tadım Tarihi: 15.08.2013

Bu sabah abim Erdem Demirtaş ile birlikte bir çılgınlık yapıp farklı bir kahvaltı için Bandırma’dan çıkıp Tatlısu’ya gittik. Tatlısu’da, plajda Cactus Restorant isimli mekanda kahvaltı afişini gördük ve denemeye karar verdik.

Çok vaktimiz yoktu ve önümüze nasıl bir kahvaltının geleceği konusunda da hiçbir fikrimiz yoktu. Servis geldikçe şaşırdık. Mekandan beklemediğimiz sayıda çeşit önümüze sunuldu. Vaktimiz olsa öğlene kadar kahvaltı keyfi yapmak için muhteşem bir mekandı. Kumsala vuran dalgaları ve güneşin doğuşunu izleyerek kahvaltı yapmak çok zevkliydi. Keşke deniz kıyısındaki şu fabrikalar olmasa.

ÇEŞİT FAZLA AMA LEZZET YETERSİZDİ

Çok fazla çeşit önümüze sunuldu fakat lezzetlerini değerlendirdiğimde pek iyi olmadıklarını düşündüm. Ama ödediğimiz hesabı düşündüğümde daha kaliteli ürünleri istemek anlamsız olurdu, verdiğiniz parayı tam anlamıyla hak ediyor.

Ambiyans, haftasonu kahvaltıları için gerçekten çok başarılıydı. Müşteri ilişkileri, çalışanların ve yöneticilerin bizlere yaklaşımı çok iyiydi. Uzun sürecek bir kahvaltı için Cactus’e gideceğim günü iple çekiyorum.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Kafa Karışıklığı...

Bitmez dedim bu güne kadar ama şimdi bitti okul. Artık mezunum, artık ben de bir Gıda Mühendisiyim. Diplomamın üstünde yazdığı kadarıya şu anda yaklaşık üç haftadır resmen mühendisim. Açıkça söylemem gerekir ki bu diploma hayatımı bir yere ulaştırmak yerine, hayatımı büyük bir belirsizliğe sürükledi. Yemek yapıp bulaşık yıkamaktan başka bişey gelmiyor içimden. İşsizlik bende bir ev hanımı psikolojisi oluşturdu nedense :)

Ama bu yazıyı gecenin bu vaktinde yazıyor olmamın sebebi, artık değişimi ve canlanmayı istememin sonucudur. Bir yerlere ulaşmak isteyen ve sürekli gelişmeyi hedefleyen birisi için boş oturmak zorunda kalmak  dünyanın durması anlamına geliyor. Birşeyler yapmak istiyorsun ve öyle büyük bir belirsizlik içindesin ki ne yapsan boş.

İşte ben şu anda bu durumda hoşnut değilim.

Kasım 2013 te askere gideceğim ve hayatımın en verimli zamanında hayatıma köstek olan en büyük durum zorunlu askerlik. Adam garson ararken bile askerliğini yapmış arıyor. ve ben şu anda kasımda askere gideceğim için uzak durulması gereken adam rolünde işveren karşısına çıkıyorum.

13 Haziran 2013 Perşembe

ÇANAKKALE DESTANI TANITIM MERKEZİ

13 Haziran 2013 Perşembe

Kabatepe Mimoza Dinlenme Tesislerinde 2 gecelik bir kulübe tuttum ve dün gelip kulübemize yerleştik. Bu sabah kahvaltıdan sonra yürüyerek (Yaklaşık kamp yerimize 850 metre uzaklıktaydı.) Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi`ne gittik. Saat 11`deki seansa bilet aldık. Öğrenci ve öğretmen bileti 3 TL, tam bilet ise 13 TL`ymiş. Seansı beklerken müze kısmını gezdik. Müze bölümünde Gelibolu Yarımadası`nda gezdiğim diğer müzelerdekilere benzer savaş kalıntıları vardı. Mataralar, kılıçlar, rozetler, ayakkabılar, silahlar, süngüler, havada çarpışan mermiler, mektuplar ve benzerleri vardı. İnsanların tüylerini ürperten bir çok savaş kalıntısı...

Müze gezimizin ardından seansımız başladı. Yanlış hatırlamıyorsam 12 bölümden oluşuyordu. Savaşı adm adım ve önemli anları ve yapılan planları anlatan iki tane üç boyutlu bölüm ve gök kubbe şeklindeki perdeden gökyüzüne bakarcasına izlediğiniz bir bölüm de vardı. Bir kaç bölümde ise yerler hareket ediyor ve titreşimlerle o anı yaşamanıza katkıda bulunuyordu. Oldukça etkileyici olan gösterim merkezinde tamamen objektif bir anlatım seçilmiş ve Atatürk dahil kimse yüceltilmemiş herkese hakettiği değer verilerek anlatım sağlanmıştı.

DOĞRU ŞEÇİM: MEHTER MARŞI

Şimdiye kadar ne zaman Çanakkale Savaşları`nı anlatan bir video ve benzeri izlesem her zaman istiklal marşı, onuncu yıl marşı ve benzeri Türkiye Cumhuriyeti`ne ait müzikler kullanılmıştı. Bu olayın gerçekliğini yok ediyordu. Savaşı değil sonudaki başarıyı anlatmada doğru olabilir fakat `Allah Allah` sesleriyle hücum eden orduyu anlatan doğru melodi mehter marşı olmalıydı. Ve burada her salonda kullanılan mehter marşı duyguyu daha iyi hissetmemizi sağladı.

MODERN BİR TASARIM

Tanıtım merkezinin içerisi alışılagelmiş binalar gibi değil adeta bir uzay üssü gibiydi. Modern tasarım ver renkler çok iyiydi. Engelliler her noktada düşünülmüş ve her salon engelli geçişine uygun tasarlanmıştı ve gayet başarılıydı.

DAHA İYİ OLABİLİRDİ

Evet belki Türkiye standarlarında çok iyi bir gösteri merkeziydi ama bunu yapanın daha iyisini yapabileceğime eminim. Bence farklı bir odada üç boyutlu gözlüklerle ve hareket eden zeminle bir askerin, bir erin savaşta hissettiklerini ve gördüklerini anlatan bir salon olabilirdi. Sipere yatmış, elinde tüfekle düşmanı izleye bir askerin gözünden üzerine yağan mermiler ve atılan topların ışıltısı verilebilirdi. Ve çıkanlar çanakkale savaşından çıkmış bir asker gibi duygulu ayrılabilirdi.
Çanakkale`ye gelecek herkese burayı gelip görmelerini tavsiye ediyorum. Orta okul tarih kitaplarından değil bu merkezden savaşı öğrenmelerini öneriyorum. 

Herkesin burayı ziyaret edebilmesi dileğiyle... 

Kıvanç DEMİRTAŞ
13.06.2013 - 13:35 - Mimoza Dinlenme Tesisi / Kabatepe / ÇANAKKALE

6 Haziran 2013 Perşembe

Çetin Lokantası (Çanakkale)



Tadım Tarihi: 05.06.2013

Çanakkale’de bir esnaf lokantası denemek istedim. Meydan Lokantası ve Çetin Lokantası bir süredir dikkatimi çeken mekânlardandı. Birkaç arkadaşımın tavsiyesi üzerine Çetin Lokantası’na gittim. Öğrendim ki burada sulu yemeklerin yanında pide çeşitleri de yapılıyormuş. Akşamüstü bir vakitte gittiğim için yemek tercih etmek yerine pidelerden kuşbaşılı ve kıymalı kaşarlı pideyi denedim. Pideleri beklerken biraz da ezogelin çorbası söyledim. Genelde lokantalarda içtiğiniz çorbalar daha yoğun lezzetli olur ve evde aynı lezzeti yakalayamazsınız. Fakat Çetin Lokantası’ndaki ezogelin çorbanın böyle bir özelliği yoktu. Evde içebileceğiniz bir çorbaydı. Baharat olarak ta eksik buldum. Ben ezogelin çorbasını mercimek çorbasının bol baharatlı hali olarak tanımlarım. Fakat bu çorba yeterince baharatlı değil, çok yakın bir arkadaşımın dedesinin tabiriyle sabun gibiydi.

KUŞBAŞILI PİDE İMAMBAYILDI TADINDAYDI

Çorbanın ardından pideler geldi. Kıymalı kaşarlı pideyi oldukça beğendim. Bol yağlı güzel lezzetliydi. Kıyma kurumamıştı ki benden geçer notu aldı. Ama kuşbaşılı pide beni oldukça şaşırttı. Çünkü pidenin iç malzemesini yemek kıvamında yapmışlar. Bol domatesli, biberli, maydanozlu kuşbaşı etlerde bir patlıcan yemeği lezzeti vardı. Sanki pidenin hamurunu hazırlayıp içine sulu yemekten dokmuşsunuz gibi bir görünüm ve tada sahipti. Yalnız biraz kalın hamur sevenler için pidenin hamuru çok lezzetliydi. Pide de iyiydi aslında ama benim beklentim bu değildi.

TAM BİR ESNAF LOKANTASI

Ambiyansı biraz değerlendirecek olursam tam anlamıyla bir esnaf lokantasıydı. Oldukça geniş bir yemek salonu, sığdırılabilecek sayıda bol sandalye ve masa. İnsan arada böyle mekânlarda yemek yemeyi özlüyor. Özellikle esnaf lokantalarına, sanayi lokantalarına gitmekten zevk alıyorum. Esnaf lokantalarında o masa kenarına dizilmiş içilmeye hazır bekleyen şişe sular ve meşrubatlar ambiyansa ciddi bir eskilerin lokantası (benim yaşımın yettiği kadarıyla doksanların lokantaları) havasını veriyor.

Hesap ödeme faslında beklenti dışı bir hesapla karsılaşmıyorsunuz. İlk defa gelmeme rağmen tam hesapladığım parayı ödedim. Ben lezzetlerde aradığımı bulamamış olsam da geneli değerlendirdiğimde Çetin Lokantası’nı öğle yemekleriniz için tavsiye ederim.

14 Mart 2013 Perşembe

Kebap Center (Çanakkale)




Tadım Tarihi: 12.03.2013

Gıtgıt Pide isimli lokantadaki tadilattan sonra yeni açılan Kebap Center isimli lokanta bir akşam yemeği yedim. Çeşitleri tatmak için kiremitte kaşarlı köfte ve kuşbaşılı kaşarlı pideyi denedim.

Öncelikle porsiyon büyüklüğü aynı fiyat aralığındaki rakiplerine göre daha iyiydi. Pide çok iyi pişmişti ve üzerindeki malzeme beklentimin üzerinde yoğundu. Pideyi yerken kuşbaşı etin lezzetini net olarak hissedebiliyorsunuz. Pide benim için tam da bu denilebilecek cinsten çok iyiydi. Fakat kiremitte köfte için bu kadar başarılı olduklarını söyleyemem. Köftenin lezzeti beklediğimden yavandı ve diğer dikkat çeken nokta ise üzerindeki yağda tereyağı lezzeti yoktu. Daha iyi bir yağ kullanmaları, gerçek tereyağı kullanmaları kiremit köfteyi biraz ileriye taşıyabilir.

Ortaya sadece acılı ezme geldi. Alışkın olduğumuzdan daha sulu sıvı bir kıvamı vardı. Fakat lezzet olarak oldukça başarılıydı. Pidenin her diliminin ezmeye banmaktan alamadım kendimi.

Ambiyansı değerlendirecek olursak, Çanakkale’nin öğrenci şehri olduğu düşünülerek, öğrenci bakışına uygun bir mekan hazırlanmaya çalışılmış ve hiç pideci gibi görünmüyor. Pide kebap salonu biraz daha sıcak ortama sahip olmalıdır. Benim tavsiyem dekorasyonda daha fazla ahşap görünümü kullanmaları ve televizyonları tamamen kaldırmaları ya da pide lahmacuna uygun yöresel müziklerin çalması olacaktır.



EKLEME:

İkinci Tadım Tarihi: 16.03.2013

Bu lokantanın et dürüm ve adana kebabını da merak ettiğim için bugün ikinci bir tadım gerçekleştirdim. Bu iki ürünün yanına bir de lahmacun ekleyerek üçünün tadına baktım.

Lahmacun benim gibi hamurunu yumuşak sevenler için idealdi. Fakat hamuru çıtır çıtır bekleyenleri hiç de memnun etmeyecek şekilde yumuşaktı. Lahmacunun görüntüsü pek albenili durmazken lezzeti çok iyiydi. Görüntü ve lezzet birbirinden çok ayrıydı.

Adana kebap dürüm ve et döner dürümü değerlendirecek olursam başarılı değillerdi. Lavaş konusunda bir geliştirme kesinlikle yapılmalı ve lavaşın içerisinde salata miktarı azaltılarak et daha ön plana çıkmalıdır.


Bu iki tadımın sonucunda bir değerlendirme yapacak olursak bu mekanı sadece pide yemek için öneriyorum. Diğer ürünler biraz daha geliştirilmeli.


4 Mart 2013 Pazartesi

Bu da benden...

Öyle hep dışarıda yediklerimi yorumlamakla olmaz.Biraz da ben hazırlamalıyım. Dün akşam yemeğinde böyle bir tabak hazırladım. Domates, turşu, amerikan salatası ve patates püresi ile sunulmuş köfte.



Kendimi yorumlayacak olursam, bu tabak iki kaşıklık bir tepecik şeklinde de olsa pilav istiyormuş. Amerikan salatası yerine pilav daha iyi olacakmış. Tabak düzeninde ise henüz yorumunu yayınlamadığım fakat genelde karnımı doyurmak için gittiğim gıtgıt isimli lokantadan esinlenerek düzenledim.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kanatçı Recep (Çanakkale)



Tadım Tarihi: 24.02.2013

Çanakkale’nin ana caddesine bağlı bir ara sokakta olduğu için kaybolmuş gibi duran, genelde kilo ile ızgara paket servisi üzerine ünlenmiş bir mekan olan Kanatçı Recep’te bir akşam yemeği yedim.

Paket servis öncelikli bir mekan olduğundan mıdır bilmem ambiyans açısından oldukça kötü düzenlenmiş bir mekana sahip. Daha önceki yıllarda ziyaret ettiğimde mangallar ve başındaki çalışanları izleyerek yemeğinizi bekliyordunuz. Fakat şimdi mutfak kısmı ile yemek salonu arasına çekilen paravan tüm atmosferi bozmuş ve düşük olan ambiyansı tamamen yok etmiş. Mekan açısından tek olumlu nokta, masa ve sandalyeler kaliteli seçilmiş.

Yemeği beklerken öncesinden derin bir kapta kişi başı salata ikramı yapıyorlar. Salatada kullanılan ürünler çok taze ve kaliteliydi. Salata tek başına beni oldukça etkiledi. Sunumun derin kapta yapılmış olması salata sosunun salata ile bütünlüğünü oldukça korumuş. Fakat içecek olarak istediğim ayran vasat denilebilecek bir lezzetteydi. Daha kaliteli bir ayran firmasıyla çalışmaları lezzet kalitesini tam anlamıyla üst noktaya taşıyacaktır.

Tabakta ızgara servisi yanında közlenmiş biber ve domates ile yapılıyor. Renkli tabaklarla sağlanan güzel görüntü müşteriye olumlu olarak yansıyor. Ben bu tadımda tavuk incik ve köfteyi denedim.

İncikten aldığım ilk yudumda kendimi kaybettim. Çünkü bu kadar ayarlı pişmiş bir inciği daha önce yediğimi hatırlamıyorum. İncik hiç kurumamış sulu kalmış ve güzel pişmişti. Ben et ürünlerini orta-az pişmiş seven birisi olarak bu inciğe bayıldım.

Köfteye gelecek olursak oldukça lezzetli olan köftenin eğer et kalitesi biraz daha arttırılırsa on numara olacaktır.

Genel olarak değerlendirecek olursam ben bu lezzeti sevdim ve tekrar gideceğim günü iple çekiyorum. Canınız ızgara istediğinde tavsiye ederim...

3 Şubat 2013 Pazar

Osmanlı Tulumbacısı (Bandırma/Balıkesir)


Tadım Tarihi: 03.02.2013

Bandırma’da yemek üzeri bir tatlı güzel gider diye düşünürken karşıma “Osmanlı Tulumbacısı” çıktı. Çikolatalı, frambuazlı, portakallı vb. sıra dışı tulumbaları vitrinde görünce lezzeti merak ettim.

Sade, çikolatalı ve frambuazlıdan birer tane tattım. Sade tulumbası gerçekten çok lezzetli ve çok başarılıydı. Şeker oranı da çok iyi, ne çok ne de azdı. Çikolatalı beklediğim kadar iyi değildi. Çikolatalı sütün içerisine düşmüş tulumba tatlısı gibiydi. Ama frambuazlı bana göre vasattı. Çeşitli tatlarla zenginleştirilmiş tulumba tatlısı fikri gerçekten güzel bir yeni ürün fikriyken, uygulama açısından çok basit düşünülerek, kötü ürünle sonuçlanmış. Aynı fikir farklı üretim yöntemleriyle daha başarılı olacaktır.

Fiyatına gelecek olursak, ürüne uygun olduğunu düşünüyorum. Ambiyansı değerlendirecek olursak ise bir otobüs firmasının yazıhanesinde servis bekliyormuş hissi veren bir dükkâna sahipti. Biraz geliştirilmeli.

Dükkândaki, “Ürünlerimizde trans yağ ve glikoz yoktur.” tabelası dikkatimi çekti. Artık lokantalarda bu tarz tabelaları görmek üretici ve tüketici bilincinin artmakta olduğunu gösteren güzel gelişmeler.

Özetle, Osmanlı Tulumbacısı’nda sadece sade tulumbayı yemenizi ve üreticiye ise ürünleri üretiminde değişiklikler yaparak daha iyi lezzetler yakalamasını tavsiye ediyorum.

Aydın Pide ve Yemek Salonu (Manyas/Balıkesir)


Tadım Tarihi: 02.02.2013

Bir iş için gittiğim Manyas’ta acıktığımda karnımı doyurmak için seçimimi Aydın Pide ve Yemek Salonu’ndan yana kullandım. Bloğumda da yazacağım için yemeğimi dikkatli ve lezzeti hissederek yedim.

Menüde pide çeşitleri ve ızgara çeşitleri bulunuyor. Ben karışık pide yemeyi tercih ettim. Porsiyon büyüklüğü beklediğim gibiydi.

Lezzet bakımından başarılıydı. Fırından çıktıktan sonra hamurun yumuşaklığını sağlamak için sürülen margarin biraz abartılıydı, kendini hissettiriyordu fakat lezzete de ciddi anlamda katkısı olmuştu. Biraz daha az sürülmüş olsa daha iyi olabilirdi. Pidenin kurumamış ve sulu kalmış olması lezzeti gayet arttırmıştı. Hammadde seçimi daha kaliteli olabilirdi.

Fiyat bakımından esnaf lokantası dahilindeydi. Ama kalite ve ortam bakımından değerlendirildiğinde fiyat biraz yüksek kalıyor. Biraz indirime gidilirse, yemekler tam hakkettiği fiyata ulaşacaktır.

Ambiyansı değerlendirecek olursak 6 kişilik yaklaşık 10 masa ile basit bir mekan hazırlanmış. Fazla özenilmemiş. Sadece oturup karın doyurmaya yetecek bir mekana sahip.

Genel olarak değerlendirildiğinde Manyas’ta tercih edilebilecek iyi bir lokanta olduğunu düşünüyorum. Tavsiye ederim...

Artık yemek yorumluyorum...

Milano's pizza hakkındaki yazımı yayınladıktan sonra, artık gittiğim lokantaları değerlendirme ve bloğumda yayınlama kararı aldım.

"Gıda Mühendisliği" eğitimi ve eğitim süresinde "Gıdaların Duyusal Değerlendirilmesi" dersini aldığım ve mutfakta üretken bir kişi olduğumdan kendi çapımda yemek yorumlayabileceğimi düşünüyorum.

Tamamen kendi fikirlerimi burada paylaşacağım.

Yazı görseli olarak da aşağıdaki gibi bir başlık yayınlayacağım.

29 Ocak 2013 Salı

Pizza yerken ortada salata! Ben ilk defa gördüm.


Bu yazıyı yazmak için belki de geç kaldım ama bu yazıyı yazmaktan da kendimi alamadım. Yemek benim için çok önemlidir. Karnımı doyurmak için değil lezzeti hissetmek için yerim yemeği. Farklı yerlerde yemek de en sevdiğim şeylerden biridir.

Çanakkale’de yeni bir pizzacı açıldı. Adı “Milano’s Pizza”. Mekan olarak şehir merkezinin en uç noktası seçilmiş, fakat çok da güzel bir dekorasyon ile hazırlanmış küçük bir dükkan. Çanakkale “Napoli Pizza” ile pizza gemisini yürüten bir şehir. Benim ve çoğunluğun pizzadaki ilk tercihi Napoli Pizza’dır. 3-4 gün önce Çanakkale’de pizza yemek için çıktım. Fakat bu sefer Napoli değil farklı bir lezzet istiyordum. Evime de çok yakın olan Milano’s Pizza’yı tercih ettim. İlk kez geldiğim bu mekan, beni çok etkiledi ve bu yazıyı yazmaya yöneltti.

Milano’s Pizza menüsünü elime aldığımda Napoli’nin menüsüne aşırı derecede benzediğini fark ettim. Fakat fiyatlar 1 TL ile 50 kuruş daha ucuzdu ve menü çeşitlilik açısından daha zengindi. Siparişimi verdim ve beklemeye başladım. Pizza ile birlikte ortaya gelen salata beni çok şaşırttı. Çünkü bu tarz bir ikrama lahmacun – pide lokantalarından aşinayız. Pizza yanında önce bir garipsedim. Denedim ve gayet güzel olduğunu farkettim. Gerçekten lezzete lezzet katıyor ve pizza yerken insanı yavaşlatıyor. Ben bu durumu çok beğendim.

Pizzaya gelecek olursak, Napoli ile karşılaştırdığımda hamuru ince ve gayet lezzetli, diğer bir fark ise kaşar malzemelerin altında. Napolide iste tüm malzemelerin üzeri kaşar tabakası ile kaplı olurdu. Pizza büyüklüğü ve menüye dahil olan ürünler aynı büyüklükte ve sayıdaydı.

Özetle ben Milano’s Pizza’yı çok beğendim ve benim için Napoli karşısında öne geçti.

15 Ocak 2013 Salı

Misafir Benden Daha Mı Kıymetli?

Bu gün babamla muhabbet ederken evdeki tabak takımından konu açıldı. Ama “Tabak Takımı” isminin şöyle bir ilizyonu var; “Takım”. Yani hani o pazardan, bi milyonculardan alınan tabaklardan değil, alt tarafında “Kütahya Porselen”, “Güral Porselen” ve benzeri markalar yazılı olan, genelde 6’lı tabak topluluğundan oluşan bir takım!

Benim için bu tabaklar misafire özel değil, normal olarak gündelik kullanılmalı. Babam da benimle aynı fikirde olduğundan bu gün “Ne güzel, sen tabak takımını kullanıyorsun.” dedi. Neden kullanmayayım, misafire özel muamele mi yapmalıyım?

Hiçbir zaman anlam veremediğim bir şeydir misafir odası, misafir tabağı, misafir koltuğu, misafir fincanı. Ne yani bu, misafir benden daha mı kıymetli? Tamam, eve gelen misafire bir saygı gösteriyoruz, yaptığımız servise, hazırladığımız yemeğe özen gösteriyoruz. Burada sorun yok ama benim anlayamadığım olay, aynı özeni neden kendimize göstermiyoruz.

Kendimize hazırladığımız bir ekmek arası yiyeceği bile, bir misafirimizin önüne koyacak gibi özenli hazırlarsak emin olun onu yemekten daha çok lezzet alacağız. Çünkü özenerek hazırladığımız bir yemek, bizi sadece doyurmayacak, aynı zamanda lezzetini de hissettirecektir.

Tabi bir de kendimize, misafire gösterdiğimiz özenle yaklaştığımızda, misafire ayrı bir muamele yapmak zorunda kalmayacağız. Çünkü bizim günlük olarak kullandığımız tabak misafirin önüne koyulabilecek kalitede bir tabak, evimizin koltuk takımı misafir ağırlayabileceğimiz kalitede bir takım olacaktır. E, aynı şekilde evimizi de kendimize olan özenimizden sürekli temiz tutuyor olacağımızdan her an misafire hazır bir kalitede yaşıyor olacağız. Tozsuz bir evde, kaliteli bir koltukta oturup, yemeğimiz kaliteli bir takımdan çatal ve bıçak eşliğinde lezzetine doyarak yiyebiliyorsam artık hayattan enerjimi pürüzsüz alabiliyorum demektir.

Hayattan daha fazla zevk almak bizim elimizdeyken neden misafire gösterdiğimiz özeni kendimize göstermeyiz?